Yunanistan / Meteora Gezi Rehberi

Yunanistan / Meteora Gezi Rehberi

Yunanistan / Meteora Gezi Rehberi

Yunanistan gezimiz boyunca ağzımın açık kaldığı tarihi yerlerin başında geliyor Meteora. Sizleri tarihi verilere gömmek istemediğim, fakat yer yer belirli tarihler vermem gereken bir yazı bu. Bu verilerin önemi, resimleri gördüğünüz zaman açığa çıkacak. Gelelim Meteora yazımıza.

 

Meteora manastırlarının kurulma nedenleri hakkında birden fazla düşünce var. Bunlardan birisi, rahiplerin kendilerini dış dünyadan soyutlamak, Tanrı’ya daha yakın olmak amacıyla bu vadinin tepelerinde manastır inşa ettiğine inanılıyor. Bir diğer düşünce ise, Bizans İmparatorluğu’nun yıkılması ile birlikte Avrupa’ya sıklaşan Osmanlı İmparatorluğu akınlarından korunmak amacıyla olduğu düşünülmekte. Hatta ikinci düşünceyi destekleyen kanıtlar Great Meteoron manastırı içerisinde yer alan küçük müzede de sergilenmekte.

 

Bu kadar tarih yeter, bence fazla bile kaçtı. Yunanistan rotamızı oluştururken hakkında çok övgü dolu yazı ve yorumlar duyduğum bir yerdi Meteora. Böyle büyük bir rotayı gerçekleştirirken, “buraya uğramadan olmaz, pişman olmak istemiyorum.” diye düşündüm açıkçası. İyi de yapmışız hani.

Sabahın erken saatlerinde Ioannina’dan yola çıkıp, Kalambaka bölgesinde kaldığımız otele vardık. Henüz kapının önünde iken İstanbul plakalı bir otomobile eşyalarını yükleyen insanlar gördük. Kısa bir sohbetin ardından aslında bizim gibi motosiklet ile gezdiklerini, fakat anneleri ile birlikte tatile çıktıları için araba ile geldiklerini söylediler. Kendilerine iyi yolculuklar dilerken, onlardan da iyi dileklerini kabul ettik.

Bu bölgede faaliyet gösteren ve turizme açık olan toplam 6 farklı manastır bulunmakta. Bu manastırların hepsine kadınların pantolon, kolsuz ve açık üst ile girmeleri yasak. Her manastırın girişinde pantolonların üstüne bağlamak için etek bulunuyor. Tabi erkeklerin de şort ile girmesi yasak, en azından kapıda öyle bir uyarı vardı, ben de motosiklet pantolonu ile gitmiştim.

Ben, Atlas ve Great Meteoron

Ziyaret ettiğimiz manastırlara sırasıyla aşağıda yer verirken, o manastırlar hakkındaki düşüncelerimi ve yaşadıklarımı da sizlere aktarmaya çalışacağım.

 

 

 

 

  • İlk ziyaret ettiğimiz manastır St. Stephen.
     

    Burası manastırların bulunduğu yol üstünde en soldaki manastır, aynı zamanda da girişi en kolay manastır diyebilirim. Tepedeki yoldan küçük bir köprü ile hemen giriyorsunuz. Tabi durum böyle olunca bendeki düşünce “6 manastırı da gezer bitiririz biz” olmuştu. Yazık, şimdi düşününce gülüyorum 🙂
    Neyse, gelir getirmesi açısından her manastırın içinde tütsü, haç ve bunun gibi şeyler satılıyor. Biz en çok buradaki hediyelik eşyaları beğendik. Onun haricinde diğerlerine göre daha sade, daha yeni gibi duruyor burası.

  • İkinci ziyaret ettiğimiz manastır Holy Trinity


    Burası gezdiğimiz manastırlar arasında en çok hayran kaldığım, “burayı nasıl yapmışlar?!” diye apışıp kaldığım yer oldu.
    Buraya çıkabilmek için önce merdivenleri iniyor, daha sonra kayaların arasında bulunan merdivenleri çıkmanız gerekiyor. Bu manastıra ulaşabilmeniz için yorucu ve zorlu bir merdiven parkuru sizi bekliyor. Adeta kayanın üzerine silme(!) olarak yapılmış manastır gerçek anlamda emek içeriyor. Düşünün şimdi bile bizim çıkmamız ne kadar zorken, adamlar burayı inşa etmiş.

 

  • Sonraki durağımız Varlaam.

    Buranın da girişi gayet şatafatlı bir kapıya sahip. Holy Trinity’den sonra burası sanırım 2’inci sıraya oturttuğum manastır olur. ilk 2 manastıra göre daha büyük, Great Meteoron’a göre daha küçük kalıyor. Çok düz olmasa da, insanı yormayan bir girişi var.

 

 

 

 

 

 

 

  • Son durağımız Great Meteoron.

    Burası rahiplerin ilk inşa ettiği manastır olurken, ziyarete açık olanlar arasında en büyüğü ve en çok ilgi göreni. Bana sorarsanız Holy Trinity ve Varlaam daha etkileyici geliyor. Çünkü ufacık bir yere manastır yapmışlar. Burası diğerlerinin neredeyse 2-3 katı büyüklüğünde bir yer. Hatta o kadar büyük ki, içerisinde tarım ve onarım işlerinin yapıldığı eski eşyaların bulunduğu bir müze, bir de dini eşyaların bulunduğu, eski döneme ait üniformaların, resimlerin ve silahların bulunduğu başka bir müze var. Yani baya baya turizm odaklı olurken, manastırların hepsinde de normal vatandaşların girmesinin yasak olduğu yerlerde rahipler dini görevlerini yerine getirmekte.

    Bu manastıra özel başka bir olay daha var, o da Great Meteoron’da bulunan kuru kafaların olduğu kilitli bir oda. Burada, manastırda yaşamış ve vefat etmiş rahiplerin kafa tasları saklanmakta, ne gibi bir anlamı var anlamadım tabi.

Bu arada manastırların tamamında genel olarak resim ve video çekmek yasak. Açık alanlar ve bazı yerler hariç.

 

 

 

 

 

Geriye 2 manastır kalıyor, Nicholas Anapavsa ve Rousanou.
Bu 2 manastır daha küçükler sanırım. Uzaktan Rouzanou’nun resmi de aşağıdaki gibi yeşillikler arasında bulunan kayanın üstünde.

Rouzanou Manastırı

 

Önemli NOT: Buradaki manastırların ziyaret saatleri birbirinden farklı ve haftanın belirli günleri kapalı oluyor. Kaldığınız yere vardığınızda, manastırların açılış kapanış saatlerinin yazılı olduğu broşürü istemeyi unutmayın bence.

 

 

 

 

Hazır buraya kadar gelmiş, Kalambaka ve Kastraki bölgelerinin “tepesinde” iken gün batımını seyretmemek olmaz. Hazır kaldığımız yere inmişken, markete uğrayıp birkaç şey aldık gün batımını izlemek için. Sonrasında tekrar Atlas ile soluğu tepede aldık.

Gündüz olmasa da, akşam da gün batımı için buraya gelen turistlerin olması doğru bir karar verdiğimizi gösterdi. Hatta enerjisi bol insanlar üşenmeyip arayarak kendilerine güzel bir kaya bulmuş, şarap ve piknik eşliğinde gün batımını izlemeye seyretmişlerdi.

 

 

 

Meteora biraz yorucu bir tatil yeri olsa da, geldiğimize değdiğini düşünüyorum. Umarım burayı görme isteğinizin doğmasına yardımcı olabilmişimdir.
Sağlıcakla kalın.

Category : Gezilerim Tags : , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir